İspanya Meydanı - Barselona
Barselona

BİZ ÇALDIK, ED SHEERAN SÖYLEDİ: BARSELONA 🙂

Ünü sadece Avrupa’ ya değil tüm dünyaya yayılmış; evimizin büyük oğlu Ed Sheeran’ a ilham olup, adına şarkı yazdırmış Barselona tam anlamıyla bir “asi güzel.” Kendilerini İspanyol olarak kabul etmeyen Katalanlar’ ın başkentine, diğer İspanyol şehirlerinden çok farklı bir atmosfer hakim. Siyasi çekişme her zaman Barselona ve Barselonalıların gündeminde ilk sırada diyelim ve gezimize başlayalım 🙂

BARSELONA' DA ULAŞIM MESELESİ

1. ŞEHİRİÇİ ULAŞIM ve HESAPLI TOPLU TAŞIMA KARTLARI

Hola Barcelona Travel Card: Sınırsız ulaşım imkanı sağlar. İnternetten alırsanız kart %10 indirimli, sitesine gitmek için şuraya tık tık ! Kart ilk kullanımınız ile aktive olup o gece 00:00’ da değil 24 saat sonra birinci gün doluyor.

2 Günlük Kart: 15 Euro

3 Günlük Kart: 22 Euro

4 Günlük Kart: 28.50 Euro

5 Günlük Kart: 35 Euro

10 Binişlik T-10 Ulaşım Kartı: Biz kartı Renfe trenlerinin kalktığı istasyondaki makinelerden, kredi kartı ile kolayca satın aldık. T-10 birden fazla kişi tarafından da kullanılabilir, 75 dakika içindeki aktarmalar ücretsiz. Kart Zone-1’ de yani tüm şehir merkezinde geçerli. Fiyat 10 Euro.

2. EL PRAT HAVAALANINDAN ŞEHİR MERKEZİNE ULAŞIM

El Prat Havalimanı 1 ve 2 numaralı Terminallerden oluşuyor, Pegasus Hava Yolları T2′ yi kullanıyor.

Alternatif I: Her iki termanelden de hareket eden Aerobus Otobüsleri Katalunya Meydanına kadar devam ediyor. Tek yön 5.90, gidiş – dönüş 10.20 Euro. Dönüş biletini 15 gün içinde kullanmak gerekiyor. Tek yön ortalama süre 30 dakika. Hiçbir toplu taşıma kartı geçerli değil.

Alternatif II: Önce 1, sonra 2 numaralı terminale uğrayan L9 Metro hattı ile Zona Universitaria durağına kadar gidilebilir. T-10 kartı bu hatta kullanılamıyor ancak Barselona Kart geçerli. Bu hattın tek binişlik kartı ise 4.5 Euro.

Alternatif III: 2 numaralı Terminalin B ve C binaları önünden kalkan 46 numaralı belediye otobüsü ile Plaça Espanya durağına kadar gidebilirsiniz.

Alternatif IV: Biz hem T-10 Kartı geçerli olduğundan hem de otelimize ulaşım kolaylığı nedeniyle Renfe trenini kullandık. 30 dakikada bir geçen tren 2 numaralı terminalden kalkıyor ve sırasıyla Sants, Passeig de Gracia ve Arogo duraklarına uğruyor; yolculuk yarım saat sürüyor. Terminalden çıktıktan sonra istasyona ulaşmak için beş dakikalık bir yürüyüşle üst geçitten rayların diğer tarafına geçmek gerekiyor.

BARSELONA' DA NEREDE KONAKLANIR ?

Barselona’ da üç gün boyunca Montjuic’ e yakın Poble Sec bölgesinde; Airbnb’ den ayarladığımız, özel banyolu ve teraslı şirin bir odada kaldık. Ev özellikle öğrencilerin tercih ettiği kafe ve restoranların yoğunlukta olduğu  Carrer De Blai caddesine yakın ve Parallel metro durağına 400 metre mesafedeki konumu ile beklentilerimizi karşıladı. Hoş sohbet ve yardımsever ev sahibemiz Claudia’ nın misafirperverliğinden de çok memnun kaldık. Fiyat günlük 35 Euro. 

kedi heykeli barselona
Mahallemizin Kedisi 🙂

BARSELONA' DA GEZİLECEK YERLER

Şehrin mutlaka görülmesi gereken noktalarını bizzat ziyaret ettiğimiz sıra ile anlatacağım :

BİRİNCİ GÜN:

Claudia ile tanışıp, kısa bir sohbet ettikten sonra bavulları odamıza attığımız gibi kendimizi Colomb Heykelinde yani Barselona’ nın kalbinin attığı La Rambla Caddesi’ nin deniz tarafındaki başlangıcında bulduk.

Buradan cadde boyunca yürümeye başladığınızda sağınızda kalan Gotik Mahallesi (Barri Gotic) ile daha içerde El Born ve solunuzda kalan El Raval Bölgesi hoşça vakit geçirilebilecek cafe, bar ve restoranların bulunduğu hareketli semtler.

1. PLAÇA REIAL

Gezimize Barri Gotic’ den başlamaya karar verdik. Mahalle kocaman cadde ve meydanların etrafını saran parke taşlı, dar, göz alıcı sokaklardan oluşan; şehrin tarihine tanıklık edeceğiniz, Barselona’ nın mutlaka keşfedilmesi gereken bir bölgesi. İlk durağımız La Rambla üzerindeki Plaça Reial (Kraliyet Meydanı). 1849’ da Şehir Konseyinin açtığı yarışmayı kazanan Mimar Casamajo tarafından tasarlanmış ve inşası 10 yıl sürmüş. Meydan, ortasındaki Üç Güzeller Çeşmesi ve çeşmenin yanındaki Gaudi tarafından tasarlanan iki lamba ile turistlerin uğrak yeri.

Meydanı keşfettikten sonra daldık mahallenin ara sokaklarına. Ağzımız açık etrafı izlerken 🙂 acıktığımızı farkettik ve La Alcoba Azul adlı tapas barda keyifli bir yemek yedik. 

Plaça Reial - Barselona
Plaça Reial - Barselona

2. SANTA MARIA DEL MAR KİLİSESİ

Kasvetli ve sade iç dizaynını çok beğendiğim Del Mar’ın bulunduğu yerde, 303 yılında inşa edilmiş Santa Maria De Les Arenes (Deniz Kumlarının Azizi Mary) şapeli olduğu tahmin ediliyor. Katedralin şimdiki hali ise 1329-1383 yılları arasında, burada yaşayan insanların Montjuic tepesinden sırtlarında taşıdığı taşlarla inşa edilmiş. Muazzam yükseklikteki tavanı, ince – sekizgen sütunları ve 15. yüzyıldan kalma renkli camları ile yapı şehirdeki en önemli mabetlerden. Renkli camlarından yansıyan güneşin yarattığı ışık oyunlarına da şahit olmanız için özellikle gün batımında ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Santa Maria Del Mar Barselona
Santa Maria Del Mar - Barselona​

3. BARSELONA KATEDRALİ

Barselona Katedrali 1298 – 1448 yılları arasında inşa edilmiş olup şehrin en büyük kilisesi. 4. yüzyılda 13 yaşında iken inancı nedeniyle öldürülen Azize Eulalia’ ya ithafen yaptırıldığından Saint Eulalia Katedrali olarak da anılıyor. Ön cephesinin inşası 1889’ da, en yüksek kule olan Sivri Kulenin inşası ise 1913 yılında tamamlanmış. 

Kilisenin en popüler kısmı sanırım dikdörtgen şeklinde, ortasında bahçesi ve havuzu olan arka avlusu. Burada İncil’ den betimlemelerin olduğu bölümler; ortadaki bahçede ise palmiyeler, portakal ağacı ve bir havuz ile Azize Eulalia’ nın öldürüldüğü yaşa ithafen bu havuzda bakılan 13 kaz bulunuyor.

Kilisenin önündeki Plaça De La Seu ise oldukça hareketli bir meydan. Biz gittiğimizde her yaş grubundan İspanyollar geleneksel Katalan dansı “Sardana” gösterisi yapıyorlardı. Bizim halk oyunları gösterilerimize benzer bir formda, el ele tutuşarak daire şeklini alan ekibin yavaş bir ritimde senkronize hareket ettiği bir dans Sardana. Tabi ki buradaki gösterilerin amacı yine Katalan kültürüne atıfta bulunmak ve İspanyol hükümetini protesto etmek.

Yemekten sonra da dar sokaklarda kaybola kaybola mest olmuş bir şekilde dolaşırken tesadüfen şehrin en hipster meydanı Plaça George Orwell’ de harika bir meydan konseri ve partisine rast gelip akşamı burada eğlenerek tamamladık. Otelimize hem yorgunluktan bitkin hem de keyiften dört köşe bir şekilde döndük 🙂

Geleneksel Sardana Dansı - barselona
Barselona Katedrali ve Sardana Dansı​

İKİNCİ GÜN:

İkinci günümüzün manşetinde şehrin en ünlü yapısı, nam-ı diğer bitmeyen kilise, Kutsal Aile Kilisesi var 🙂

1. LA SAGRADA FAMILIA

Sagrada Familia’ ya ulaşmak için R2 metro hattını kullandık ve yukarıya çıkıp arkamızı döndüğümüzde istemsiz senkronize bir şekilde ağzımızdan “Oha” kelimesi çıkıverdi 🙂 Gaudi’  nin 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak hayatını kaybetmesi sonucu yarım kalan bazilika tek kelime ile bir şaheser. Devasa boyutları ile şaşırtıcı ve bir o kadar da ürkütücü eserini tanımlarken Gaudi, cennet ile yeryüzü arasında bağlantı sağlarmış görüntüsü vermek istediğini belirtmiş. Bizse La Sagrada Familia’ nın içini gezerken bir ormanda dolanıyormuş hissine kapılınca, Gaudi’ nin eserlerinde doğadan esinlendiği söylendiğinde ne kastedildiğini anladık. Bazilikanın inşaatının 2026 yılında tamamlanması planlanıyor. 30 yaş altı ve öğrenci bileti 13 Euro, tam bilet 15 Euro; resmi bilet satış sitesinin linki: https://tickets.sagradafamilia.org/site/SagradaFamilia/

TÜYO: Pazar günleri saat 9:00’ daki ayine yetişmeyi başarırsanız kiliseyi ücretsiz gezebilirsiniz.

Sagrada Familia​ - Barselona

Sırada Granja Petitbo Cafe‘ de parmesan peynirli yumurta ve cappuccino eşliğinde güzel bir kahvaltı var. Mekan da, yemekler de harika. Biz erkenci olduğumuz için en güzel yeri kaptık ama çıkarken insanlar boş masa için sırada bekliyorlardı. Omlet 5 Euro, kahve 2 Euro.

granja petitbo barselona

2. PASSEIG DE GRACIA, CASA MILA & BATLLO

Passeig De Gracia etkileyici mimarileriyle göze çarpan binaları, modern aydınlatma direği – bank kombinasyonları ve lüks mağazaları ile şehrin en ünlü caddelerinden.   

Gaudi’ nin Sagrada Familia’ ya başlamadan önceki son eseri Casa Mila (1906-1910) bu cadde üzerinde. Bina adını sahibi iş adamı Pere Mila’ dan almış. Görünüşü ve kullanılan doğal taşlar nedeniyle  Taş Ocağı (La Pedrera) olarak da adlandırılıyor. 8 katlı apartman, demir işçiliğinin nadir örneklerinden balkonları ile de farkediliyor. Giriş ücreti internetten alımda öğrenci 16.50 – tam 22 Euro, girişte biletler 3 Euro daha pahalı.

Gaudi’ nin cadde üzerindeki bir başka eseri Casa Batllo da yine iş adamı Josep Batllo’ nun isteği ile 1904 yılında eski bir binanın restore edilmesi ile ortaya çıkmış. Yapı, balkonlarındaki iskelete benzer sütunlar nedeniyle İspanyollar tarafından “Kemiklerin Evi” olarak adlandırılıyor. Binanın en dikkat çekici kısmı ejderha sırtını andıran çatısı. Giriş internette alımda öğrenci 21.50 – tam 24.50 Euro, girişte biletler 4 Euro daha pahalı.

3. ARC DE TRIOMF & CIUTADELLA ŞEHİR PARKI

Kahvaltıdan sonraki rotamız için belediye otobüsü kullanacağız. Malum Avrupa’ da toplu taşıma ağı geniş, alternatif bol; Barselona’ daki en büyük kurtarcımız yine Moovit uygulaması.

Arc De Triomf (Zafer Kemeri) 1888 Dünya Fuarı için inşa edilmiş gösterişli bir kemer. Kemerden girdikten sonra yol Ciutadella Parkına devam ediyor.

1800’ lü yılların ortasında inşa edilen Ciutadella; şehir hayvanat bahçesi, Katalunya Parlementosu, çeşitli müzeler, küçük bir göl ve Fontsere tarafından inşa edilen harika havuzlu çeşmeyi içeren 280.000 metrekarelik bir alana yayılmış durumda. Portakal ağaçlarının arasında koşanlar, salsa çalışanlar, köpeklerini gezdirenler, sevgililer arasında parkta çok keyifli zaman geçirdik.

4. BARCELONETA SAHİLİ

Parktan sonra sahile doğru yürüdük. Hava kapalı olmasına rağmen plaj oldukça kalabalıktı, piknik örtüsünü kapan gelmiş. Özellikle sörfçüler sahilin müdavimi. Bu arada sahilde bolca kumdan kaleler – heykeller yapan, plaj havlusu satan, masaj yapan göçmen seyyar satıcılar göreceksiniz. Akdeniz’ in kumlarına yayılıp, havasını doya doya içimize çekmek için dakikalarca sahilde kaldık. Deniz havası bizi acıktırdı, yemek molası Maka Maka Beach Burger Cafe’ de. Ortam çok iç açıcı, hamburgerler ve parmesan – sarımsak soslu patates leziz.

barceloneta
Barceloneta​

5. MONTJUİC KALESİ

Barceloneta’ dan 24 numaralı otobüs ile Parallel durağına, ordan finiküler ile Montjuic Tepesine, oradan da 150 numaralı otobüs ile kaleye ulaştık. Hepsinde T-10 kart geçerli. Tepeye ilk kale 1640’ da İspanyollara karşı ayaklanan Katalanlarca inşa edilmiş ancak bu yapı 1751’ de yıkılmış ve 120 topa sahip şimdiki halinin inşaatının tamamlanması 1800 yılını bulmuş. Aslında kale 1936 yılında başlayan iç savaşta her iki taraftan siyasilerin de tutuklanıp işkence gördüğü ve öldürüldüğü bir yer olduğundan Katalan ve İspanyollar arasında kötü bir üne sahip. Ama günümüzde Barselonalılar tarafından turist kalabalığından uzaklaşıp temiz hava almak için yaygın olarak tercih ediliyor. Şehre tepeden bakmak için harika bir konuma sahip olan Montjuic’ in manzarası gerçekten doyumsuz. Giriş 5 Euro.

TÜYO: Her ayın ilk Pazar günü ve her Pazar 3:00’ den sonra giriş ücretsiz.

Kaleden yine aynı otobüs ile aşağıya Ulusal Sanat Müzesi (MNAC) ve önündeki Montjuic’ in Sihirli Çeşmesi’ nin bulunduğu bölgeye geçtik. İki yapı da 1929 Dünya Fuarı için inşa edilmiş göz alıcı eserler. MNAC’ ın önünden kuzeydeki Plaça Espanya manzarası da müthiş. Yine Katalan Milliyetçiliğinin sembolü olan ve 1928’ de yıkılıp, yakın zamanda (2010) yeniden inşa edilen dört kolon da burada. Hava karardıktan sonra çeşmede yapılan ışık gösterileri ilginizi çekiyorsa gezi zamanlamınızı ona göre ayarlayabilirsiniz.

6. CARRER DE BLAI CADDESİ

Bugün akşam yemeğimizi kendi mahallemizde planladık 🙂 Daha önce de bahsettiğim gibi evimiz özellikle öğrencilerin sıklıkla tercih ettiği tapas cafe ve restoranların yoğunlukta olduğu  Carrer De Blai caddesinde. Cadde özellikle akşamları oldukça hareketli ve eğlenceli. İki gün akşam yemeğimizi bu bölgede yedik. Hem La Tosqueto hem de La Esquinita adlı mekanları tavsiye edebilirim.

Bu arada sitelerde tapas olarak adlandırılan kanepelere aslında “pinchos” deniyor. Tapaslar ise bizim deniz ürünleri meze tabaklarına benziyor, sosu ile servis edilen bir kalamar tabağı gibi mesela.

ÜÇÜNCÜ GÜN:

İspanya’ya gelmeden Park Guell biletlerimizi internetten satın almıştık (http://www.parkguell.cat/en/buy-tickets/) Bilet alırken gezi saatinizi de seçmeniz gerekiyor ve seçtiğiniz saat ile sonraki yarım saat içinde giriş hakkınız var, aman geç kalayım demeyin 🙂 Barselona’ nın turist kalabalığı herkesçe malum, kuyrukta beklememek için popüler yerlerin biletlerini önceden almakta fayda var.

1. PARK GUELL

Katalunya Meydanından 24 numaralı otobüsle yada L3 metro hattını kullanarak Lepses durağına gelip, oradan 24, 92 veya H6 numaralı otobüslerden birine aktarma yaparak şehir merkezine 35-40 dakika uzaklıktaki parka ulaşabilirsiniz.

Parka adını veren iş adamı Eusebio Guell 1900 yılında Gaudi’ den bu bölgede 60 evlik benzersiz bir site yapmasını istemiş ancak proje beklenen ilgiyi görmemiş ve 1914 yılında sadece iki ev inşa edilmişken iptal edilmiş. Guell’ in ölümünün ardından mirasçıları tüm arsayı 1922’ de Şehir Konseyine satmışlar ve Park 1926 yılında açılmış. Parkın büyük kısmı ücretsiz gezilebilir. Biletli kısımda ise Gaudi’ nin yaşadığı ev, giriş köşkleri, şehrin simgelerinden sevimli ejderha heykelli merdivenler, Greek Theatre ve Sütunlu Pazaryeri bölümleri var. Giriş 7.5 Euro.

Park Guell

2. MERCAT DE LA BOQUERIA

Barselona’daki son akşam yemeğimizi benim şehirde en sevdiğim yer olan bu pazar yerinde yedik.  Pazar yeri aslında yanındaki kilisenin bahçesi ve adı da Sant Josep Market imiş. 1836’ da pazar alanı olarak kullanılmaya başlanıp, 1914’ de üzeri kapatılmış ve şehrin en uğrak noktalarından biri haline gelmiş.

Her gezgin gibi bizim de La Rambla Caddesi ve Katalunya Meydanına her gün birkaç kez yolumuz düştü ve her defasında da La Boqueria’ a bir uğrayıp ya börek, ya meyve tabağı yada bir tapas kaçamağı yaptık. El Quim De La Boqueri’ da (azıcık pahalı) daha önce öğle yemeği yemiştik. Bu kez de Kiosko Universal’ in yemeklerini tattık. İki mekanda da paella ve yanında çeşitli deniz ürünleri tapasları denemiş olduk ve her ikisinden de çok memnun kaldık.

Tatlı içinse doğru Escriba‘ ya Barselona klasiği Crema Catalana yemeye 🙂 Daha güzel bir son düşünemiyorum, şiddetle tavsiye !

barselona yemekleri

Böyle güzel bir şehirdeki vaktimizin dolmuş olmasının burukluğu, ertesi gün yeni yerler keşfedecek olmanın heyecanı ile evimize döndük. Tekrar görüşmek üzere, hoş kal Barselona veee bekle bizi Endülüs ! 🙂 Granada yazımız için şuraya, Sevilla yazımız için buraya tık tık !

KAPAT